mim olayı evet. sevgili
lady beni mimlemiş.. ilk kez mim'lendiğimde şaşırmıştım biraz, noluyo lan demiştim. ne mim'i! cehalet kötü tabi. sonra hoşuma gitti, çünkü ben bir anketseverim. bayılıyorum hatta.. (elimde birikmiş bir
mim'im daha var, sahibi bu aralar yok sanıyordum ama gelmiş, blog linkinde bir hata oluşmuş meğer. e dedim cehalet kötü)
neden blog yazmaya başladım ? mim budur...
aslında önce sadece bir okur'dum.. çok da iyi bloggerlar buldum okumak için, yakın hissettim kelimelerini. benimkilere benzeyen..
ben de bir yerlere bir şeyler karalardım hep.. yani yazmak istiyordum. ama bir problemim vardı ki, acaip düzensiz yazıyorum. kuralların olduğu yerlerde mecburen dikkat etmek gerekiyor yazdıklarınıza, kısıtlaması başka bi'şey ama düzene sokması da işime geliyordu hani.
işte bu iki neden herhalde başlattı beni yazdırmaya. birincisi tetikledi, ikincisi harekete geçirdi. bana benzeyen adamlar görünce başlamaya karar verdim. blog'daki ilk yazımdan bir paragrafı buraya taşıyım, buyrun:
"neden bu kadar zamandır "düşünce güzel" kıvamında kaldığımı bilmiyorum bu blog konusunda, çok dağıtıyorum konuyu bazen, sürekli bir parantez açma isteği var, bakalım neler olacak, muhtemelen ben çok eğlenicem ve mütemadiyen de kim sıkılacak diye düşünmicem.bakalım hayırlısı (sözü böyle bitiren insandan da korkarım bu arada).."
bazen bir cümleye takılıyorum yıllarca.. ardından bir sürü benzerlik buluyorum. hemen her yerde karşıma çıkabiliyor bu benzerlikler. bunları da paylaşmak istedim galiba. tabi en saçmaladığım anlar, bu kafaya takılanlar oluyor. mesela ocak'ta bi yazı yazmıştı sevgili jewel, biraz alıntı yapalım izin almadan, (kızmasın bana);
"mesaj yazmayı konuşmaktan daha çok seviyormuş, "neden konuşmaktan daha cazip olsun ki ?"dedim. çünkü konuşurken sofistike olamıyormuş diyalogları. sözleri başka bir dünyadan gelen bir uçaktan ikisinin arasına düşmesi için atılmış gibi hissediyormuş, aralarında asılmış gibi.. "aslında konuşsan da öyle olur bence" dedim. "yani, sen sofistike yazıyorsun diye karşındaki de öyle mi yazıyor? hayır. o zaman sofistik olan sadece sensin hep. yani zaten bu ikili üçlü filan olsaydı ben sinir olurdum şahsen. gerçi bu kavramın senin zihnindeki karşılığını bilemem ama bana şey gibi geliyor; çok bildiğini gösterme çabası gibi.."müthiş bir tespit var burda. evet işte bu yazıya ocak'ta takıldım mesela. yazmanın daha sofistike olma ihtimalini ve çok bildiğini gösterme çabalarını düşünüyorum arada. bu bir yazı ve ben bunu blog'da buldum. blog bu yüzden güzel. tam benim kafa. yazdıklarıma benzemeyebilir ama kafamdakilere uygun.
zaten çok iyi yazan biri değilim. bu kafayla hiç de olmayacak. bir önemi de yok. çok iyi, çok ilginç, çok komik olmasının önemi de yok.. yazdıklarımın önemli olmasının da bir önemi yok. hepsi önemsiz şeyler. en ufak bir kendini önemseme hali benim için nefret sebebidir. ne zaman kendini önemseyen biri görsem, 1 azaltırım dünya insanlığını.. hemen listemdeki lüzumsuzlar listesine alıyorum, lüzümsuzsa söndürüyorum. ne mal olduğumuz belli, kasmaya gerek yok.. uçak beni babama götür homosallığına, fularlı işlere gerek yok. elimizle yiyebiliriz mesela yemeği. (tuvalete de lavabo demekten vazgeçelim:)
ama diyorum ya bana benzer adamlar var buralarda.. benim hakkımda ne düşüdükleri de pek önemli değil. (hiç önemli değil diyecektim ama sert olmayım dedim) neyse düzeltiyorum: benim hakkımda ne düşündükleri hiç önemli değil. lüzumsuzsa söndürürler zaten.
neyse çok şey var işte böyle kafama takılan ondan yazıyorum.. çok şey var okumak istediğim, ondan buralardayım.. aahh ah yağmurlar içime içime içimee yağıyooor içimdeki kuraklıııkk dinmiyooorr, bitmez sandığıııımm yollaar aynı çıkmaazda tükeniyorr..
işte böyle, uzun yazdım yine sanırım. ama tekrar başa dönüp kontrol etmek istemiyorum. dağınık olmuştır biraz eminim. ama napiyim seviyorum, seviyorum napiyim..
teşekkürler lady.. ilk komşun hep buralarda unutma.
mim severler mi bilmiyorum ama bu da önemli değil :)) postalıyorum
jewel ve
J kardeşime..
hadi öptm kib bye
okannitto