sonunda ne olmak istediğime karar verdim. totolog olacağım ben. henüz aileme açmadım konuyu, büyük bir ihtimalle de karı doyurmaz teoreminden birkaç güzel sunum yapacaklar powerpointte. ama olsun yılmayacağım. üreten bensem..
daha doğrusu artık anladım ki ben zaten bir şeymişim. yani daha önceden olmuşum da adını koymamışım. kimse de koymamış. belki içinden geçirenler olmuştur ama yüzüme karşı henüz söyleyen olmamıştı.
evet ben bir totologmuşum. hatta bakıyorum da şimdi maziye, ben aslında totoloji biliminin önde gelenlerinden biriymişim.
peki bunu nerden mi anladım. çok incelikli çalıştım bu konuda. bütün hayatımı ince eleyip sık dokudum. beni etkileyen her şeyi tek tek, gerek dönemsellikleri gerekse tüm evrensel kriterlere göre değerlendirdim. kah tümevardım, kah tümdengeldim. doluya koydum bazen. boşa da koydum tabi. bugüne kadar tüm konuştuklarımı terazinin bir kefesine, tüm yazdıklarımı da diğer kefesine koydum. terazi bunları değerlendirirken hiçbir işime yaramadı aslında, burada biraz vakit kaybettim, çünkü yazdıklarım ve konuştuklarım bir kilo demir mi bir kilo pamuk mu'dan öte değildi. ama denemiş oldum işte. yani dediğim gibi incelikli bir çalışmanın sonunda bu karara vardım ki:
ne yazdıklarım ne de söylediklerim yeni bir şey söylemiyor. işte totoloji de bu!
totoloji bilimi hakkındaki ilk yazım olmasından dolayı konu hakkında birkaç bilgi vermek istiyorum. çünkü bunun bir ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. yıllar sonra "yazılı kaynaklarda" diye başlayan konuşma ve yazılarda, iş bu post'tan yararlanılacağını çok iyi biliyorum.
evet totoloji nedir?
totoloji, bazı şeylerin öyle olması bilimidir. bu bilimin verdiği bilgiler dosdoğrudur. lafı hiç dolandırmaz. nettir. örneklerle giderek anlamı pekiştirmek gerekirse, bir önceki kışın sonunda dolabınıza kaldırdığınız en sevdiğiniz berenizi bulamadığınızı anne kişisine sorduğunuzda aldığınız cevap gayet totolojiktir: "koyduğun yerdedir". anneler bu konuda oldukça ilerdedir. hatta totoloji annelerin ayakları altındadır.
totoloji, malumun ilanıdır. söylenmesine gerek olmayan şeyleri açık yüreklilikle, kimseye eyvallah etmeden söyler. dünyada ne kadar insan varsa, o kadar insanın bilebileceği şeyler, tam da bu bilimin konusudur.
evet bir gün totoloji tarih kitaplarında nickim geçecek. totolojiye giriş dersinde söylediklerim tartışılmayacak. hayır böyle bir ders olacak ama tartışmaya mahal bırakmayan bir bilim bu. her şey netken münakaşaya münazaraya gerek yok. ondan.
[şöyle bir baktım da bu eşsiz bilim sahipsiz. kendime iş edindim. zaten sonunda -oji olan tek bilim dalı bu, benim olup olabileceğim. bilim dalı da değil de işte, idare et. sahiden kötü yazıyorum. sahiden çok saçmalıyorum. yaratıcılığım ayak bileği seviyesinde. naylon öfkelerim kuru gürültülerim.. ne doğru dürüst müzik kültürüm var ne de sanat tarihi bilgim. hayatımda kitap okumadım. herhangi bir enstrüman çalamıyorum. kısa filmi bırak fotoğraf makinam bile yok. hiçbir şeyi derin bilmiyorum. yazdıklarımda bir ekol oluşturmak bir yana serdar ortaç tarzı bir sound bile yakayalamıyorumç hıncal uluç gibiyim lan (...) artık bir şey yapmalıydım. ceza kanununda transatlantik kaçırmanın bir hükmü olmadığını çözüp transatlantik kaçıran zeka küpleri gibi bu bilimin öncüleri arasında kendime bir yer edinirim fikriyle yola çıkıyorum. herkesin yaptığı, bildiği bir haltı, ilk kez kendi yiyormuş, ilk kez kendi başarmış gibi ballandıran hıyarlar gibi yola koyuldum. evet sayın bir avuç blog okuyucusu tarihe tanıklık ediyorsun. ]
ve işte ilk dönem eserlerim:
"salata tuzsuz diye kavga çıkarılmaz"
"yıllarca monica seles dedikten sonra bir gün gelir de monica seleş demeye başlarsan, bunlardan biri yanlıştır"
"yüksekliği ayarlanabilir mikrofon herkesin boyuna göredir."
"yağmurun sesi aşka davet etmez, senin sevişesin vardır"
"otobüste telefonla konuşuyorsan ve nerede olduğun sorulduğunda söylediğin yerde değilsen: yalancı olduğunu bütün otobüse ilan etmiş olursun"
şimdilik bu kadar. bunların copiraytı felan hep bana ait ama kaynak göstermeden kullanabilir herkes. kaynak kıçım çünkü. göstermeyin lan sakın. zaten kaynak diye benim nicki yazsan ne olcak ki allasen. nick sonuçta bu! polat alemdar'a dava açan, çakır öldüğünde gıyabında cenaze namazı kılan yurdum insanı gibi olurum kızarsam.
ve bu yazıyı sonuna kadar okumayı beceren sen yoldaş, sana sesleniyorum: yorum yapacaksan her yorumun için bir de totolojik eser vermen gerekiyor. bu eserin şimdilik veri tabanımızda saklanacak ve pozisyonunuza uygun bir ihtiyaç halinde sizinle irtibata geçilecek.
hadi öptm kib bye
tambi totolog okanitto